Hediye Çekilişi Sonuçları / Giveaway Results from PenTrain

Herkese merhaba, öncelikle çekilişime katılıp, güzel beğeni sözlerinizden bolca sarfettiğiniz için hepi nize çok teşekkür ediyorum Her...


Herkese merhaba, öncelikle çekilişime katılıp, güzel beğeni sözlerinizden bolca sarfettiğiniz için
hepinize çok teşekkür ediyorum

Her ne kadar herkes iki şartımı da yerine getirmese de bu seferlik tüm yorum yazanları çekiliş listesine
dahil ettim. Tüm isimleri random.org`a girince 1. olup turuncu, kareli Rhodia defter ve mavi Rotring
Rollerpoint F kazanan Akronim ; 2. olup siyah, çizgili Rhodia defter ve siyah Rotring Rollerpoint F
kazanan Batur Alp Çetin Adlı izleyicim oldu .



Kazananları tebrik ediyor, sayfanın sağ tarafında gezinen file tıklamasını istiyorum. Derdinizi file anlatıp
e posta adresimi aldıktan sonra Ad Soyad Adres Telefon bilgilerinizi bana yollamanız yeterli olacaktır.
Böylece ilk çekilişimiz sonlanmış oluyor,izlemede kalırsanız belki bir sonraki çekilişte bir sürpriz de size gelir... Neden olmasın? :)

Herkese bol sürprizli günler dilerim :)

Hediye Çekilişi / Giveaway From PenTrain

Herkese merhabalar, bu gün blogumu açalı 1 ay oluyor ve bunu yukarıda gördüğünüz Spotlight altındakiler ile kutlamak, bu mutluluğumu siz...


Herkese merhabalar, bu gün blogumu açalı 1 ay oluyor ve bunu yukarıda gördüğünüz Spotlight altındakiler ile kutlamak, bu mutluluğumu sizlerle paylaşmak istiyorum

Sizlere vermek istediklerim gönlümden kopanlar değil, elimde olanlardır. Bunu da belirtikten sonra hediyelere geçelim, 2 izleyicime Rhodia Bloknot defter ve incelemesini yaptığım Rotring Tikky Rollerpoint F uçlu kalem veriyorum. Bunları turuncu ve kareli olan deftere mavi renkli, siyah ve çizgili olan deftere siyah kalem gelecek şekilde kombinledim :)

Çekilişe Katılmak için yapmanız gereken şeyler çok basit!

(1) Sağ üst köşeden  Bu Siteye Katılın butonuna tıklayarak açılan pencereden İzleyicim Olmak.

(2) İzleyici olduktan sonra bu yazının altına YORUM YAPMAK.

Çekiliş 16 Şubat 2014 Saat 16:00 da başlamış olup, 24 Şubat 2014 Saat 04:00 da sonlanacaktır.


Not: Masa lambası çekilişe dahil değildir ama isteyen olursa verebilirim :)
Bir sonraki inceleme için ipucu
Herkese Bol Şanslar!

Trende Alınan Deprem Haberi

Yine trendeyim, yer kalmayacağını bildiğim için kalkış saatinden 4 saat önce bilet almaya gittim. Ankara garında sıra beklemeden, kaküll...


Yine trendeyim, yer kalmayacağını bildiğim için kalkış saatinden 4 saat önce bilet almaya gittim. Ankara garında sıra beklemeden, kaküllü bir genç kızdan biletimi aldım. Ama yinede erken gelmiş sayılmazdım, çünkü tek kişilik koltuklarda yer kalmamıştı. Ben de tanımadığım biriyle 2li koltuklardan biri paylaşmak üzere numaralı yer bulabildim. Otobüslerde tek seçeneneğiniz bu değil mi zaten...

Benim için farketmezdi, daha önce de Eskişehir'de okuyan bir gençle seyahat etmiştim,yol boyu birlikte film seyretmiştik :) iyiydi yani. Şimdi ise yanımda bir amca var, "ne gūzel sūrekli uyur bende gūnlūğūmū yazar keyfime bakarım" demiştim. Pek konuşkan görünmüyordu. Değildi de zaten...


Valizimi üstteki rafa yerleştirirken tesbih çeken ak sakallı amcaya selam verdim, selamını aldım. Oturduğumda mırıldanarak dua ediyordu, hareket ettikten biraz sonra nereye gittiğimi sordu Sivas'a dedim, haliyle bende ona sordum Yozgat - Yerköy'e gidiyordu. "Seni uğurlayanlar annenle baban mıydı?" diye sordu. Onlara tatil olduğu için beni uğurlamaya gelmişlerdi, evet dedim.

O sırada annem camdan türlü türlü şaklabanlıklar yapıyordu, bazen benden genç gibi davranıyordu :) "Yaa işte anne baba öyle kendini harabediyor ama olsun canları sağolsun, allah acılarını göstermesin" dedi anlatmaya başladı kendi hikayesini. Şanslıydı benim gibi dinleyiciyi buldu tabii anlatıyor,ama kendisi pek iyi bir dinleyici değil hatta hiç iyi değil. Sıra bana geldiğinde her dediğim lafı kulak arkası edip hayırlı olsun dedi durdu. Torunu onda kalıyormuş onu bırakmaya gelmiş Ankara'ya geri dönüyor işte...

Sürekli soruyorum,sormasam uyku moduna girecek çünkü, 4 sene müftülük yapmış ondan önce biçer-döver işindeymiş "eskiden evin önüne bir ekin yığardım böyle ofis gibi kule gibi olurdu çocuklar içine girer oynardı" derken gözleri doluyor. işte her yolculuk bir hayat benim için.

Bu yazıdaki resimler bana ait değildir.
Yazının bu kısmına kadar sürüklenebildiyseniz size ayriyeten teşekkür ediyor konuma geçiyorum :) ben Rıza amcayı dinlerken bir yandan da kayıp giden Ankara'yı seyrediyordum, Kayaş tarafından geçerken bir kaç inşaat gördük "şu binalara bak kağıt gibi yapmışlar" dedi rıza amca o konuda hemfikirdik elini sallayıp "yer bi şöyle yapsa yerle bir olur, olacakta zaten.""nasıl yani deprem mi olacak diyorsunuz?" adam aksakallı dede misali birşey zaten ne dese inanıcam, yani adama rüyasında falan göstermiş olabilirler herşey olabilir yani!

 Neden böyle düşündüğünü anlatmasını merakla bekliyordum "Dünya kirlendi artık, kut kavimini bilirmisin? Iste sıradaki kut kavimi biziz. Ibadet etmeyen herkes cezasını çekecek,kurunun yanında yaşda yanacak, herşey yerlebirrr püripak olacak inşaallah!" derken adam kendinden geçmiş gibiydi. Anladım ki bu adam potansiyel bir canlı bomba.

Olayı sıcağıyla yazmak için aldım elime kalemi, fosur fusur sesler çıkararak dua eden rıza amca yeniden konuşmaya başladı "Dolma kalem mi o? Ben bunların pelikan olanlarını kullanırdım hep , askerliğimi malatyada yaptım şube eriydim orada sürekli sivas'a evrak götürürdüm. Mektupları da hep dolma kalemle yazardım, sonra bunların iğne uçluları çıktı bizde onlardan alıp içine şırıngayla mürekkep doldururduk" dedi. Daha sonra tesbih çekerek uyudu.

 Siz iğneye iğneyle nasıl mürekkep enjekte edileceğini düşünün bulabilirseniz banada anlatın.
 Kalemlerle bol bol haşır neşir olacağınız günler dilerim.


Lamy Safari Red F & Diamine Oxblood & Keskin Color Neon

Resimlere tıklayarak büyütebilirsiniz. Merhabalar, aslında her birini ayrı ayrı yapmayı düşündüğüm, ama birbirine fazlaca bağlan...


Resimlere tıklayarak büyütebilirsiniz.

Merhabalar, aslında her birini ayrı ayrı yapmayı düşündüğüm, ama birbirine fazlaca bağlantılı olduğundan
ayıramadığım için üçlü inceleme yazıyorum. İlk dolma kalem, mürekkep ve defter incelemesi oluyor bu. Yani bu zamana kadar hiç icraat yapmamışım gibi bir şey. Sizlerle birlikte ben de yeni yeni alışmaya başlıyorum bu dolma kalem olayına. Drake'in de dediği gibi "Started from the Bottom". Amerika'nın Huysuz Virjin'i olan Bart Baker abimizin Parodi versiyonu daha iyi özetliyor :)
  İlk kalemim Pilot 78G olacak derken beklemekten sıkılıp biraz da kazıklanarak Lamy Safari sahibi oldum. Nezih'te ki personele bunun "konvertörü var mı?" dedim anlamadı "dönüştürücüsü var mı?" dedim yine anlamadı "Hani bu şişe mürekkebe sokuyon da berisinde bi vida var döndürüyon bildin mi?" dedim, adam "ha pompa istiyosunnnnn!" dedi.




Haliyle biraz şaşırdım, pompa da denildiğini biliyordum tabii ama pompa istediğimi bilmiyordum :) Neyse, adama "Z24 alacakmışım internette öyle yazıyor" dememe rağmen, adam "bak bu uyuyo denedik işte" diyerek faturada Z26 yazan, bir konvertör verdi ama oda zaten Z24 müş :). Kalemde, Konvertör de kırmızı olunca sesimi çıkarmadım




Evet Keskin Color'ın en çok çeşidinin olduğu yer olan Ankara, GaleriEkin'den bir yıl önce Pronot alıp bitirmişliğim vardı. O zamanlar Pronot 11 tl idi şimdi bunun kağıdın kenarı boyalısını çıkarmışlar neon adında fiyatı da 13 tlye çekmişler.


Kırmızısı adeta "Beni reddedemezsin" diyordu. Zaten kırımızı "Beni reddedemezsin" demektir bence. Kullanan kişinin de vermek istediği mesaj odur. Bir defterde aradığım en önemli şeylerden biri de genişletilebilir cep olması. Oraya, o defterden ayrı aldığım not kağıtlarını , aldığım kartpostalları falan koyuyorum, o yüzden ortadan lastikli defterleri pek sevmem, onlarda cep olmuyor.

Mürekkep ise bana, bu yazıları yazma sorumluluğunu kazandıran biri tarafından hediye edildi. Buradan ona tekrardan teşekkür ediyorum. Oxblood, kapağını ilk açtığımda kapağın içindeki renk, kurumuş kan gibi koyu kırmızı bir renge benziyordu.Bordo ile kahverengi karışımı bir renk olduğunu söyleyebilirim




 Ruhi Mücerret'ten alıntılarla bir yazı yazdım.Solak olduğumdan kaynaklanıyor aslında ama mürekkebin ıslaklığına suçu atıyorum. Son olarak yazı denemesinde 70gr.lık kağıttan yapılmış Pronot-Neon'a yazdıktan sonra "kesin arkaya geçirmiştir şimdi" diyerek baktığımda bir noktanın bile arkaya geçmediğini fark ettim sadece sayfayı çevirince arkadaki yazılar kendini belli ediyordu. Çok sorun yaratacağını sanmıyorum.


Benim için sıra söyle olmalı ama anlatırken öyle olmuyor. Yazılacak bir şey lazım önce. Defter, sonra yazacak şey(fikir - yani yazı denemelerinde yazılan ufak yazılar-),sonra deftere neyle yazacağız Kalem, kalem neyle yazacak Mürekkep. Ama öyle yapınca da konu bölünüyormuş da oradan oraya atlıyormuş gibi oluyor neyse doğru sıra bu sanırım


 herkese bol eli mürekkepli günler dilerim :)

Neredeymiş Benim Kuğularım?

Her zaman ki gibi dershaneden çıkıp eskiden evime yakın olan Kuğulu Parka gittim sanırım 2013 Ağustos'unun sonlarına doğruydu Gezi Park...

Her zaman ki gibi dershaneden çıkıp eskiden evime yakın olan Kuğulu Parka gittim sanırım 2013 Ağustos'unun sonlarına doğruydu Gezi Parkı direnişi orada hala sürüyordu. Kuğular yerinde değildi,hiçbir şey yerinde değildi ve ben kendimi olayın içinde buldum.

Olay 2 tane eli kameralı benden 1-2 yaş büyük kızın izinsiz fotoğraf çekmesiydi,ben olayı dışarıdan seyrediyor hiçbir şeye karışmıyordum. İşte provoke edilmememi bu görüşme borçluyum arkadan seyrediyorum kızlar ne kimlik gösterebiliyor ne basın kartları var, stajyeriz biz diyorlar. "Duvarın fotoğraflarını çektik sizi çekmedik, biz işimizi yapıyoruz siz kim oluyorsunuz, polis çağırırız" diyorlar

 direnişlerden biri “155 polis imdat, koşun eylemcileri itiyolar!” dedi aralarında bir baş var birde abla. Çok iyi bir teşkilatlanma var orada yani tebrik ediyorum. “Bu parkı işgal ettik artık bizim özel mülkümüz bizim koordinasyon masamıza başvurmadan burada kimse fotoğraf çekemez" diyorlar yaşlı bir amca var saçları benimkinden uzundu ve sesi gırtlak kanseri gibi çıkıyordu. Şah damarın orada pansuman yapılmış bir yer vardı, o konuşup durdu. Ama bir teyze vardı aynı benim teyzeme benziyordu, onun ormanda büyümüş hali gibiydi. Gitti, kızın çenesinden tutup salladı “ sen kim oluyon lan! Kimsin sen çık git buradan” deyince işler biraz alevlendi. Eylemciler "hadi polisi ara" deyince kız aradı. “Burada bize 30-40 kişi saldırıyor” deyince yine ortalık karıştı. Saldırma falan yoktu, sadece teyzeme benzeyen ablaları biraz korkutmuştu onları.
Kızlar polisin gelmeyeceğini anlayınca "bize de güzel bir tecrübe oluyor devam edelim" esasında tartışmaya başladılar.Ben tamamen birebir olarak, onların dediklerini yazıyorum. 
-Turkuvaz medya kimin biliyor musun sen?
-Biliyorum tabi yandaş medya yandaş medya!
-Kim oluyorsunuz da bize böyle diyorsunuz
*İnisiyatifin Basın Sorumlusu olan gayet beyefendice konuşan bir genç katıldı*
-Ablamız İnisiyatif  Üyesi ve burası işgal edilmiş bölge, lütfen burayı terk edin. Bizim yüzümüzü çekmeye hakkınız yok bu insan hakları suçudur.
-Ya yüzünüzü çekmedik ki, biz çöpleri yazıları, kuğulu parkın son durumunu çekmek istedik
-Gelip bizden izin istemeliydiniz, derhal makinenizdeki görüntüleri silin

O arada kızın elindeki telefonun flaş ışığının yandığını fark ettim. yanımdaki temizlik görevlisine “bak flaş açık, çekiyor telefonla” dediğimde tepki alamadım. Ama benden başka, biraz bana benzeyen bir genç fark etti. Telefondaki videoları göster falan dediler ama yok, kızdan alamadılar telefonunu sonra bu basın sorumlusu yakışıklı genç, onları eylem bölgesinden Zabıta Noktasına getirdi ama gelirken birisi “Bu parkta .ot kıllarına yer yok” diye bağırdı. Kız bunlardan yüz bulup "Önce saldırdınız sonrada küfrettiniz" falan diyerek ilerledi.

 Direnişçilerin başkanları “Sen arasan gelmez ama ben arasam hemen gelirler.” dedi. Kızda “Seni gazlayan da polis, herhalde burada direnişçiler yok, örgüt var örgüt. Başı da sensin, birde ülkeyi kurtaracaklar. Sana gaz sıkan, coplayan da polis değil mi?””O Gazda sıksa coplasa da benim polisim tamam mı, orası seni ilgilendirmez. Biz burada burayı işgal ettik ve hukuksuz bir iş yapıyoruz. Polisin her sabah bize saldırmaya hakkı var, polisimizi yedirtmeyiz” dediler. Gittiler orada benim patronları olduğunu düşündüğüm takım elbiseli, bir gözü diğerine göre daha dışarıda duran şişman bir adam vardı. Kesin patrondu, o göbek bir patrondan başkasına ait olamaz. Ama kimin patronu olduğu meçhul diğer bir arkadaşları da parkın basında imiş.

 Onla birlikte, çevredeki vatandaşlarla birlikte tartıştık falan ama inisiyatife ki insanların hiç biri kötü değil bence. Adam bana “ Sen geri kay polis gelecek birazdan” diye uyardı yani kötü olduklarını düşünmüyorum. Polisi tam 3 kere aradılar ve polis geldiğinde ilk olarak adı Kenan olan reislerine yöneldi “bunlardan şikayetçi misin Kenan?” dedi.Adam evet bu iki kızdan şikayetçiyim deyince Polis sertçe “Evet, bizimle karakola geliyorsunuz. Hemen.” diye son noktayı koydu. Kızlar tedirgin adımlarla polis aracına yöneldiler,
polis adama fısıldadı;
Kızılay AVM önü
-Gerçekten götürmeye değer mi? Sana o kadar çok geldik biliyorsun. Boşuna uğraşmayalım.
-Yok şikayetçiyim ya bunlardan, alın götürün bunları. 
dedi aynı şekilde durumu anlattı kızlardan da durumu dinledikten sonra her iki grubu parkın 2 ucunda bekleyen polis otolarına bindirdiler ve olay çözüldü. Kuğular olaylar son bulduktan birkaç ay sonra yuvalarına geri döndüler
Tamamen yaşanmış bir olaydır ve yazıda hiçbir siyasi amaç güdülmemektedir

Dip Bilgi : Dolma kaleminizin ucunu, bir patlamış mısır tanesine sürterseniz, patlamış mısırın mürrekebin ıslaklığıyla yarıldığını göreceksiniz. "Kalem Kılıçtan Keskindir." tezinin ispatı olmuş oluyor bu tespit herkese iyi akşamlar.